İKİNCİ POZİTİF DOĞUM HİKAYEM

Annem, kardeşim, Batu hep beraber arabaya bindik ve hastaneye doğru yola çıktık. Saat 24:00 civarı.. Hastaneye vardık, odaya geçtik. Hemen nöbetçi doktor kontrole geldi, açılma 1 cm. Buraya kadar aynı ilk doğumum gibi. Sancım da hiç yok, NST normal. Annemi ve kardeşimi eve yolladım. Süreç hızlanınca çağıracaktım. Tecrübeli olduğum için çok daha rahatım. Sessiz, sakin ve kendi başıma ilerlemesini istedim doğumun.

Bir tost yedim bu arada. Nedense doğururken benim yiyesim geliyor. Lilayı doğururken misafirler için aldığımız bir kilo atıştırmalığı yemiştim. Bir yandan yiyor, bir yandan da ‘güçlü olmam lazım’ diyordum. Arada ağzım doluyken sancı geliyordu, yutamıyordum bile 🙂 Çok saçmaydı. Bu sefer sadece bir tost yedim valla 🙂

Batunun uykusu geldi. Stres onu da başka türlü etkiliyor 🙂 Benim hafiften sancılarım başladı, saat 2 oldu. Arada hemşire gelip NSTye bakıyor, sancılar düzenli ama çok yüksek değil. Hemşireye dinlenmek istediğimi, artış olursa çağıracağımı söylüyorum. Beni  rahat bıraksınlar istiyorum. Şimdi tamamen yalnızım, Batu da uyudu!

Bıraktım yine kendimi akışa, rahatım, iyice gevşedim, uykum da geldi ama sancılar artmaya başladı. Batuyu uyandırmıyorum, hemşireye de söylemiyorum.

Kısa süre sonra iyice şiddetlenmeye başladı. Artık oturamıyorum, odanın içinde turluyorum. Sancı geldiğinde ellerimle duvara yaslanıyorum, kalçamı sağa sola oynatıyorum iyi geliyor, sonra ılık duş alıyorum. Herhalde 5 kere girdim o duşa, çok rahatlatıyor.

Sancı araları iyice kısaldı ve çok güçlü. Artık sadece nefesle atlatamıyorum. Biraz da inliyorum, ilginç ama bu da biraz rahatlatıor. Batu tek göz ‘iyi misin?’ diyor. Sancı sırasında kimse bana bulaşmasın istiyorum. Yoksa basıcam küfürü 🙂 ‘İyiyim, iyiyim’ diyorum. Yine geldi sancı. Batu hemşireyi çağıralım istiyor ama ben ‘daha değil’ diyorum. Saat 5 civarı.

Kısa bir süre sonra Batuya ‘çağır hemşireyi, doktoru’ diyorum. Az kaldı artık biliyorum. Yine nöbetçi doktor geliyor, muayene ediyor, ‘tam açıklık’ diyor. Evettt yaşasın. Hemen doktoruma haber veriyorlar. Biliyorum çok çok az kaldı ama son anda epidural istiyorum. Lilayı doğururken çok rahattım, konsantre olabilmiştim. Bunda da sancısız doğurmak istiyorum. İlk doğumumda epiduralimi yapan anestezist geliyor. Seviniyorum onu görünce. ‘Doğuracaksın, epiduralsiz yapabilirsin, ama istiyorsan hemen yapmalıyız’ diyor. Bir iki saniye bocalıyorum ama ‘yapalım’ diyorum. Sabit durmam lazım, belimden kateterle girmesi gerekiyor. Duramıyorum sancılar art arda geliyor. Anestezist de stres oluyor. Zar zor konsantremi toplayıp sabit duruyorum ve hızlıca giriyor belimden kateter. İlacı da yolluyor hemen. O sırada doktorum geliyor. Onu görünce de rahatlıyorum. Ikınma hissim var. Aşağıda baskıyı hissediyorum.Ama sancım geçmedi hala. ‘Geçmediiiii hala sancımmmm’ diyorum, ‘şimdi geçecek’ diyor anestezi doktoru. Sedye geldi, sedyeye geçiyorum. Doğumhaneye çıkıyoruz. Saat 6.20 civarı.

Doğumhanenin kapısının önündeyiz. Neyi bekliyoruz? Bir şeyler arıyorlar. Anahtar yok. Doğurucam valla kapının önünde. İlacın etkisiyle yavaş yavaş sancım kesiliyor, rahat bir nefes alıyorum. Derken anahtar geliyor içeri giriyoruz. Batu annemlere haber vermiş. Kapıdan görüyorum, gülümsüyorum.

Doktorum yanımda, Batu yanımda, sancım yok çok rahatım. Saat 6.30. Bebeğim doğduğunda kucağımda muayene edilmesini istiyorum. Lilada acemiliğime gelmişti, yanımdaki masada yapılmıştı kontrolleri. Miniğim çok ağlamıştı. Tamam diyor, kucağında olsun muayenesi.

Remzi Bey yine güleryüzüyle içimi ısıtıyor. Hemşirelere de enerjisi yansıyor. Batu da ilkine göre çok daha rahat. Kasılma geliyor ıkınıyorum, her kasılmada daha güçlü ıkınıyorum.. Yine kafasına dokunmak istediğimi söylüyorum. Dokunabilirsin diyor Remzi Bey. Bu nasıl bir mucize, mutluluk kaplıyor içimi, çok az kaldı. Remzi Bey yönlendiriyor sesiyle. ‘Ikın, ıkın, ıkın.. Çok güzeell’ diyerek motivasyonumu arttırıyor. Odada muhabbet ediyor hemşireler. ‘İşte ikinci doğumlar böyle rahat oluyor’ diyor biri. Ben ‘İlki de rahattı’ diye cevap veriyorum arada. Kasılma geliyor, itiyorum bütün gücümle. Çıkıyor kafası, sonra omuzları, bacakları.. ve o rahatlama hissi geliyor. Bebeğimi hemen çıplak tenime koyuyor Remzi Bey. Sarılıyoruz. Nefesini hissediyorum. Saat 06.43, hoşgeldin oğlum.

İlk muayene
İlk muayene

Allahım kafası ne kadar mükemmel, ilk dikkatimi o çekiyor, çünkü Lilanın kafası resmen kavun gibiydi. Uzun süre de düzelmemişti. Sonra dudaklarına bakıyorum. Nasıl bu kadar güzel olabilir. O sırada o da gözünü açıp etrafa bakmaya çalışıyor. Yine aşık oldum. Tamamiyle an’ın içindeyim. Bu hayatımda ikinci kez başıma geliyor. İkisi de doğururken.. Çok şanslı hissediyorum.

img_1678

İki, üç saniye ağlamıyor. Tam ‘neden ağlamıyor’ derken patlatıyor bir ‘ıngaa’. Sesi ne kadar güzel. Doktor göğsümde muayenesini yapıyor. Hep orada kalsın istiyorum. Bu sırada plasentayı da doğuruyorum. Sonra Yaman’ı giydirmek için alıyorlar. Beni temizliyorlar ve odada buluşuyoruz bebeğimle. Dünyadaki en mutlu insan benim.

img_1871

Comments

  1. şeyda says:

    günaydın Yonca hanım 🙂
    çevirip çevirip tekrar okuyorum yazılarınızı.allahım ne muhteşem bişeydir anne olma an’ı.Yine sabah sabah gözlerim doldu sizin hikayenizi okurken.Sevgiler miniklere öpücükler :=)

  2. övünç says:

    Şahanesiniz ! içim açılıyor okudukça,
    Sevgiler…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir